21 Eylül 2019 Cumartesi

Huzur İçinde Uyu Güzel İnsan!

Eylül 21, 2019 16
7 Aralık 2018. Bu güzel insanı tanıdığım tarihti. O kadar neşeli, çılgın birisini ilk defa tanık olmuştum. Beni en çok da onu takip etmesini sağlayan özelliği ise savaşçı bir kadın olmasıydı. Evet belki şu an aramızda yok fakat yaptıklarıyla, söyledikleriyle yaşamaya devam edecek. 

YouTube' da videosuna rastlamıştım. İşte o zaman bu güzel insanı tanıdım. Söyledikleri içten ve yaşadıkları beni o kadar çok üzmüştü ki... Ama şu an karşımda duran bir Iron Woman olduğunu ve bu hayatta hiçbir zaman sizi hayatınızdan vazgeçirtecek kadar önemli olmadığını öğrendim. Evet Neslican' dan çok şey öğrendim. Onu her yerden takip ederek yaşamına dahil oldum birçoğumuz gibi. Onun videolarını, sözlerini hiçbir zaman unutmayacağım. Çünkü o sadece bir bacaktan ibaret değildi. Çok daha fazlasıydı. Evet sol bacağını kaybetmiş olabilirdi, fakat o hiçbir zaman pes etmedi. Savaştı. Ben sadece onu videolarıyla tanıdım. Yaşadığı zorluğu, kemoterapilerin acılarını belki tatmadım fakat benim için bir yaşama amacımızı sorgulattı. Belki bedeninizi sevmiyor olabilirsiniz, belki de boyunuzu... Ama Neslican, boyunuzu, kilonuzu, saçlarınızı sevin dedi. Hatta benim için sol bacağınızı da sevin dedi. Bu kısacık ömrüyle bile kanserle savaşan insanlara umut ışığı oldu. Evet daha çok yaşamak, dünyayı gezmek istiyordu. Keşke bunların hepsini yapabilseydi. 

Hayat gerçekten çok kısa. Ne zaman ömrümüzün biteceğini, bize neler olacağını maalesef bilemiyoruz. Fakat bir şey biliyoruz ki bu kalan ömrümüzle yapabileceğimiz her şeyi yapalım. Çünkü Neslican bize bunu öğretti. Evet 4. kez kansere yakalanmıştı fakat bu illet uğruna bir bacağını kaybetmişti. Vazgeçemezdi, etmedi de... Kanserle savaştı, hayatını ele almasını, onun kazanmasını istemiyordu. Kimse istemiyordu! Güzel insan, belki beni duyuyorsundur; iyi ki vardın, varsın... Ben sadece seni videolarınla tanıdım fakat benim ablam oldun. Her şeyim oldun! Keşke daha fazla yaşabilseydin, keşke o güzel gülümsemenle bize yine ''Merhaba!!!'' diyebilseydin. Keşke... Seni asla unutmayacağım, unutmayacağız GÜZEL İNSAN...

20 Eylül 2019 Cuma

Kütüphane Sorunları

Eylül 20, 2019 13
Herkese yeniden merhaba. Karşınızda başka bir etkinlikle karşınızdayım. Bunun gibi etkinlikler günlük hayatımızda yaşadığımız sorunları dile getirmek için en iyi ortam diyebiliriz bence. Evet, bugün kütüphanelerden bahsedeceğiz. Biliyorsunuz ki maalesef ülkemizde kütüphane çok az hatta yok bile denilebilir. Çoğu kişi bu durumu teknolojinin gelişmesinden olduğunu söylese bile ben bu durumu acınılası olarak görüyorum. Sizlerin de görüşlerinizi çok merak ediyorum. Yorumlar bölümünden yaşadığınız bir olayı veya görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Kütüphane sayısı az olduğundan var olan kütüphaneler de yeterli olmuyor. Aradığınız bir kitabı ya da ders için gerekli olan birçok kitabı bulamıyorsunuz. Önceki yazımda bir kütüphane gezisi yapmıştık. O yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Tamam kütüphane çok güzel ve geniş bir alana sahipti. Fakat nedense en çok okunan kitapların ciltleri yıpranmış ve kitaplarının yerleri karışmıştı. Ama az okunan kitaplar yeni çıkmış gibiydi. Oradayken Stephen King' in bir romanını elime aldım. Sayfaları geçtikçe içim ciz etti. Sayfalar ya yırtılmış ya da yazılar yazılmıştı. Neden??? Sadece bu kütüphaneye demiyorum, birkaç hafta önce de gittiğim ve sizlerden gelen mesajlar üzerinden bu yazıyı yazıyorum. Blog sayfamı takip eden bir arkadaşım gittiği bir kütüphanenin fotoğrafını bana attı. Dediğim gibi kütüphane muazzamdı fakat en çok okunan kitaplar yıpranmış ve birçok kitabın yerleri de karışmıştı. Polisiye gerilim rafında kişisel gelişim kitapları mı dersiniz... 

Okumuyoruz, bunu hepimiz biliyoruz. Fakat okuyanlara da saygı göstermek lazım. Almanya' da gittim bir kütüphane vardı. O kadar düzenliydi ki anlatamam. Sadece Alman yazarlar da yoktu. Her ülkeden yazarların kitapları bulunuyordu. Sessiz, sakin ve bir o kadar da düzenli bir kütüphane görmemiştim. Fakat bizlere gelecek olursak bunu görmek imkansız gibi bir şey. Bu durum ayrıca okul kütüphaneleri içinde aynı bir sorun. Bu bilinci okulda öğretmezsek bunu gibi sorunlar tabi yaşarız. Ama maalesef okullarda kütüphane gibi bir bölüm yok ki. Çocuk nereden bilsin? Kütüphane diye bir oda açmışlar fakat odada kitap dışında her şey var! Özellikle bunun gibi durum karşısında çok üzülüyorum. Birçok dolabın içinde sıkışmış kitaplar... Aziz Nesin' in kitabında dediği gibi '' Biz Adam Olmayız.''

18 Eylül 2019 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri #3

Eylül 18, 2019 26
Herkese yeniden merhaba. Ağaç Ev Sohbetlerimize son hızla devam ediyoruz. Üç hafta boyunca neler konuştuk, neler yaptık... Bu etkinlikle beraber hem güncel haberleri hem de konuşmak istediğimiz fakat bir türlü fırsat gelemeyen konulara değiniyoruz. Bu etkinlikte siz de söz sahibi olabilirsiniz. Tartışmak istediğiniz veya herhangi bir konuda farklı görüşleri merak ediyorsanız bir katılın derim!

Blog sayfanızın içeriği farklı olabilir ama genel ortak bir katılımla farklı görüşleri okumak, tanımadığımız blog arkadaşlarımızı veya yeni katılanları tanımak aracılığıyla bu etkinlikte tanımış olacağız. Taha' nın da dediği gibi bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek. Haftanın sonunda da konuyla ilgili içerik yazan bütün bloggerların linki paylaşmış olacak. Böylece bu etkinlik unutulmayacak. Önceki haftanın yazılarına buradan ulaşabilirsiniz. Sonraki hafta için soru önerim; Ülkemizde ve dünyadaki birçok ülkede engelli insanlara karşı savaş hakkında neler düşünüyorsunuz? Şehirlerdeki bencillik ve sosyal yaşamı kısıtlayan engeller sizi de rahatsız ediyor mu?

Evet, gelelim bu haftanın konusuna: Yaşadığınız şehrin  veya memleketinizin sevdiğiniz ve sizi oraya bağlayan özellikleri nelerdir? Şehrinizde gitmeyi tercih ettiğiniz yerleri, meşhur yemekleri ve bir gün uğrarsak bize önerebileceğiniz aktiviteleri tanıtır mısınız?

İlk olarak ben Eskişehirliyim. Tabi ki Eskişehir' de gezilecek çok yer var. Özellikle müzeleri ve kütüphaneleri sizlere öneririm. Taha Akkurt' un da Eskişehir' i paylaşmış. Onun ki daha ayrıntılı ve çok güzel bir yazı olmuş. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Eskişehir şuana kadar gezdiğim -memleketim diye övmüyorum- en güzel şehirlerden biri. Boşuna üniversite şehri demiyorlar. Nüfusu genç ve dinamik. Kesinlikle gitmenizi öneririm. Tabii Eskişehir deyince insanın aklına çiğ börek gelir. Oradayken Papağan Çiğ Böreğine gitmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Ellerinizi yiyebilirsiniz. Ayrı yeten gece hayatı da çok neşeli. Oradayken tanıdığımız birisinin barı vardı. Gerçekten bir gittiğinizde oraya da uğramayı unutmayın. Sözün kısası anlatılmaz gezilir...

Gelelim yaşadığım şehre... Ben Alanya' da yaşıyorum. İklimi gerçekten inanılmaz. Eskişehir' deki gibi soğuk hava yok. Kıştayken bile havanın en düşük sıcaklığı 18 oluyor. Bu yüzden burasını seviyorum. Özellikle Alanya' nın bir gün doğumuna ve gün batımını inanılmaz. Ayrıca Toros Dağları' na bir yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim. Alanya' da yaz demek; sahil, güneş ve kitap üçlüsüyle devam eder. Havası, suyu bana göre bambaşka. İnsan alışınca vazgeçemiyor...

Ayrıca sadece Alanya' ya yı değil ayrıca Gazipaşa' yı da tercih ederim. Kesinlikle o güzel koyları ve o güzel insanlarla iç içe olmak çok güzel. Oradaki koylara gittiğinizde gerçekten de denize girmiş olduğunuzu fark edeceksiniz. Çünkü maalesef toplu plajlardaki deniz kirliliğinden dolayı yüzemiyorsunuz. Her yer insan dolu. Fakat Gazipaşa' daki koylar tertemiz ve balık kaynıyor. Her türden balıkla tanışmanız mümkün. Sıradaki Ağaç Ev Sohbetlerini merakla bekliyorum! İyi Gezmeler...





17 Eylül 2019 Salı

Doğum Günüm Kutlu Olsun!

Eylül 17, 2019 30
Bugün günlerden 17/09/2019. Tam 17 yıl önce canım ailemin ilk göz bebeği olarak dünyaya geldim. Teoman' ın da dediği gibi '' Daha 17' ymiş.'' şarkısıyla günümü kutluyorum. :) 17 yaşımdayım fakat ruhum daha 1 yaşında. Yıllar o kadar hızlı geçiyor ki anlayamıyorsunuz. Önceki doğum günlerimi hatırlıyorum, büyümek için can atıyordum. Fakat şimdi o istediğim yok. Aksine daha da küçülmek istiyorum. Büyüdükçe sorumlulukların, hayata bakış açın, düşüncelerin neler sayarsanız sayın değişiyor. Daha iki gün önce yaptığım davranışı beğenmediğim oluyor. Ya ben neden öyle dedim gibi. Pişmanlıklarım da oldu olmadı değil, fakat iyi ki de yapmışım dediğim olaylar da yaşamadım. Blogger' a başlamak gibi. 2017 yılından itibaren sizlerle iletişim kuruyorum, yeni insanlar tanıyorum, kendimi geliştiriyorum ve en önemlisi tecrübe sahibi oluyorum. İyi ki de Blog hayatına başladım. Sizler gibi güzel insanlar tanıdım. Umarım bunu uzun bir süre devam ettirebilirim.

Dediğim gibi insan değişiyor. Hem ruhsal hem de bedensel olarak. Evet 17 yaşındayım fakat dünyayı anlayacak bir yaşta değilim. Demek istediğim dünya çok acımasız bir yer. Özellikle de bu gibi durumlara karşı karşıya kaldığınızda veya haberleri izlediğinizde de görürsünüz. Beş lira için birbirini öldürenler mi dersiniz, üç kağıtçılık mı dersiniz bilemem. Daha çok şeyler sayabiliriz. Çünkü burası dünya değil mi? İnsanoğlu kendini diğer canlılardan üstün olarak görmesi veya diğer insanlardan üstün görmesi geri döndürülemez bir ego tutkusudur. İşte insan bu yüzden büyümek, dünyayı ve insanları ne kadar acımasız olduğunu bilmek istemiyor. Yıllar geçtikçe, gerçekleri görebiliyorsun. Arkadaşlarının gerçek yüzünü veya o kesinlikle öyle şeyler yapmaz dediğinin kişi her şeyi yapar. Bu gibi durumlardan da ders çıkarak hayatına bir tecrübe kazandırırsın. Ya iyi ya da kötü. Fakat biliyorum ki dünyada iyi insanlar da var. Örneğin sizler gibi. Birbirimizi tanımasak bile aramızdaki konuşmalar, desteklerimiz bizi biz yapan özelliklerimiz. Değil mi?

Kısacası demek istediğim hangi yaşta olursanız olun, yaş sadece bir sayıdır. Olgunluk senin tercihindir. Evet 17 yaşındayım fakat bu sadece bir sayıdan ibaret. 1 ve 7. Fakat yıllar çok hızlı geçiyor. Bu yüzden sevdiklerinize zaman ayırmayı, onları üzmemeye dikkat edin. Çünkü yıllar maalesef geri gelmiyor. Seneler akıyor, akıyor ve akıyor... Sizleri çok seviyorum. İyi ki varsınız!

14 Eylül 2019 Cumartesi

Bir Kalbin Çöküşü

Eylül 14, 2019 11
Herkese yeniden merhaba. Stefan Zweig serisi son hızla devam ediyor. Bu eser de inanılmazdı. Ne denilebilir ki. Anlatılmaz okunur bence. Klasiklere başlamayı düşünüyorsanız ve karar veremiyorsanız size kesinlikle Zweig' la başlamanızı tavsiye ederim. Hem dili ağır değil hem de etkileyici tasvirleriyle sizi sarıp sarmalıyor. Peki siz şuan neler okuyorsunuz? Eğer bu eşsiz eseri okuduysanız yorumlar bölümünden görüşlerinizi, tavsiyelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Sizleri çok seviyorum, bol okumalı günler diliyorum...

Bir Kalbin Çöküşü, Stefan Zweig’ın psikolojiye duyduğu yoğun ilgiyi yansıtan öykülerinden biridir. İnsan ruhunun en karmaşık duygularından biri olan tutkuyu olanca canlılığıyla dile getiren Bir Kalbin Çöküşü, ruh ikizini Lev Tolstoy’ un unutulmaz kahramanı İvan İlyiç’ te bulduğumuz yaşlı bir adamın, Salomonsohn karakterinin ailesinden ve yaşamdan uzaklaşmasını öyküler. Zweig’ ın en beğenilen öyküleri arasında yerini alan Bir Kalbin Çöküşü şüphe, korku ve nefretle ölüme sürüklenen baba Salomonsohn’ un psikanalizi olarak okunabilir. Salomonsohn' ın gözünde yalnızca bir nesneye, bir yüke dönüştüğünü hissetmektedir. Yaşlı adamın kaygıları paranoyaya dönüşecek ve artık kalbi çöktüğünde, her şeyin farkına varacaktır.

Kendisi ve geçmişi arasındaki kapıyı açıp gürültülü bir şekilde kapattı.

Sonunda varlığının gereksizliğini o da fark etti ve hiç gelmemeye başladı. 

Şükürler olsun, artık sona yaklaşıyordu. Ölüme doğru ağır ağır ilerliyordu; asıl güzel olan şey vardı sırada; o da Ölüm!

12 Eylül 2019 Perşembe

Kitap Kurtlarının Takıntıları

Eylül 12, 2019 20
Herkese yeniden merhaba. Farklı bir konuyla tekrar birlikteyiz. Bu haftaki konumuz kitap kurtlarına gelsin! Kitap okumayı çok seviyor ve kitaplarınızı özenle koruyorsanız bu konuya hakimsiniz diyebilirim. Çünkü bu yazımda biraz da içimi dökmüş olacağım. Çoğu kişi bu yazıyı okuduktan sonra rahatlayacağına eminim. 16 tane maddeyle sizlere sundum. Daha neler vardı da uzun olmasın diye kısaltarak paylaşmak istedim. Eğer siz de bu 16 madde içerisinde yaptığınız veya gıcık olduğunuz durumlar varsa yorumlar bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz.

Bu gibi etkinlikleri daha sık yapmamı istiyorsanız yorumlarda belirtebilir ayrıca konuyu da siz seçebilirsiniz. Konuşmak istediğiniz veya aklınıza takılan soruları yanıtlayacağım bir etkinlikle sorularınızı yanıtlayabilirim. Ayrıca Ağaç Ev Sohbetleri' ne de katılabilirsiniz. Her hafta yeni ve güncel konularla ağaç evde buluşmak üzere. İyi Okumalar!

İyi bir kitap kurdu musunuz? Cevabınız evet ise aşağıdaki takıntıların bir kısmı sizde de vardır sanırım... Ben de hepsi var! 

1) Okumaya ara verilen yeri hatırlamak için ayraç kullanmak yerine kitapların sayfa kenarlarının kıvrılması.
2) Ödünç verdikleri kitabın kimi yerlerinin altı çizilmiş olarak geri gelmesi.
3) Kitaplığa yerleştirilen kitapların boyuna ya da türüne göre değil de yan yana rastgele dizilmiş olması.
4) Kitaplarının yanında bir şeyler yenilip içilmesi ve dökülmesi.
5) Büyük bir hevesle aldıkları kitabın bariz bir şekilde kötü çeviri kurbanı çıkması.
6) Kitabın cildinin kötü olup zamanla sayfalarının ayrılması.
7) Kitabın güneşte kalıp kapağının ve sayfa kenarlarının solması.
8) İmla hatalı, eksik bölümlü ve kalitesiz korsan kitapların satılması.
9) Aynı yayın evinin kitaplarının farklı boyutlarda ve tasarımlarda basılması ve bu yüzden kitaplıkta 
kendilerine ayrılan yerde bir bütünlük oluşturamamaları.
10) Aynı yazarın başka başka yayın evlerinden farklı tiplerde ve tasarımlarda kitaplarının çıkması.
11) Aynı yazarın bazı kitaplarının kapakları ciltli olurken bazılarının ciltsiz olması.
12) Kitap ödünç isteyip bir türlü geri getirmeyen arkadaşlar.
13) Sevdiği yazarın yayın evi değiştirmesi ve tasarımı değişen yeni kitabın kitaplığın o yazara ayrılan bölümünde sırıtması.
14) Kitaplarının bardak altlığı olarak kullanılması.
15) Bir kağıda düzgün yazı yazabilmek için altına kitap konulması ve o kitabın kapağına kağıda yazılan yazının izlerinin çıkması.
16) Romanların filme ya da diziye uyarlanırken konusunun az ya da tamamen değiştirilmesi.

Etiketler

1 Yıldız 2 Yıldız 3 Yıldız 4 Yıldız 5 Yıldız A. J. Steiger Adam Fawer Ağaç Ev Sohbetleri Akilah Azra Kohen Aldous Huxley Aleksandr Romanovic Belyaev Alışverişler Amie Kaufman Andy Mulligan Anı Anılarım Anlatı Ann Leary Antoine De Saint Exupery Ayşe Kulin Aziz Nesin Barış Özcan Betty Mahmudi Beyza Alkoç Bilim Kurgu Biyografi Brandon Sanderson Brent Weeks Büşra Yılmaz Carol Rifka Brunt Chas Newkey Burden Cynthia Swanson Çalışma Saati Çizgi Roman Çocuk Klasikleri Çok Satanlar Dan Brown David Dosa Demi Lovato Dolores Redondo Duyurular Dünya Klasikleri Elin Hilderbrand Elizabeth Kelly Etkinlik Fantastik Felsefe Gaston Leroux Genç Klasikleri George Macdonald George Orwell Gerilim Grigoriy Petrov Güzel İnsanlar Haldun Taner Harlan Coben Holly Seddon J.R.R. Tolkien Jay Kristoff Jean Christophe Grange Jenna Evans Welch Jennifer Niven Jesse Andrews Jill Parker John Green Jose Mauro De Vasconcelos Jules Verne Kelime-Bul Kim Gruenenfelder Kişisel Gelişim Kitapları Kitap Al Kitap Okuma Alışkanlığı Kitap Önerilerim Kitap Özetleri Kitaplığımdan Kitaplar Kütüphane Gezisi Lara Williamson Laura Florand Lauren James Leslea Newman Lev Nikolayeviç Tolstoy Leyla Ruhan Okyay Macera Makale Marie Lu Mark Manson Melissa E. Hurst Mert Ofluoğlu Michael Ende Mim Mitch Winehouse Murat Türkoğlu Mustafa Kemal Atatürk Nabizade Nazım Nigel Warburton Nora Roberts Orhan Pamuk Ömer Seyfettin Öykü Paula Hawkins Polisiye R. J. Palacio Ray Bradbury Reşat Nuri Güntekin Robert Bidinotto Robert Bryndza Robert Charles Wilson Romantik Sabahattin Ali Sait Faik Abasıyanık Sandro Settimj Scott Sigler Sevim Ak Shaun David Hutchinson Shirley Jackson Sıkça Sorulan Sorular Simon Kernick Sir Arthur Conan Doyle Soru Cevap Stacey Lee Stefan Zweig Stephanie Perkins Stephen Hawking Stephen King Steve Jobs Şiir Taylor Swift Tess Gerritsen Tevfik Fikret Tezer Özlü Tiyatro Türk Klasikleri Victoria Aveyard Vladimir Tumanov Yarışma Yeni Çıkan Kitaplar Yeni Yıl Yılmaz Özdil Yuval Noah Harari Zeynep Sahra Zinciri Kırma